Bitez’de Sıradan Bir Gün…

Bir Bodrum'a Taşınma Hikayesi

Bodrum‘daki 2. evimde, Bitez‘de ilk ayı devirdiğime göre, “İstanbullunun Bitez Günlüğü” izlenimlerimi güncellememin zamanı geldi herhalde.🎈Hatırlarsanız ilk Yalı raporumu size sağımın solumun, önümün arkamın kazıldığı, etrafın zifiri karanlık olduğu bir akşamda yazmış ve konuyu “Bitez Yalısı’nda ve iç dünyamızda yeniden düzenleme çalışmaları bir süre daha devam edecek.” cümlesiyle kapamıştım. Bitez sahilindeki düzenlemeler, henüz tamamına eremesek de, inceden toparlanmaya başladı. Mesela sahilin plajla mekanlar arasında kalan yürüyüş yolu mesafesi neredeyse tamamlandı; genişledi, ferah ferah oldu. Bitez’e taşınan İstanbullunun iç dünyası da öyle… 😇

Bodrum’da kışın nerede yaşanır, nerede yaşanmaz mevzularına kafa yorduğumuz bir yazıda; Bodrum‘daki ilk evinizin nerede olduğunun sandığımızdan çok daha önemli olduğundan, çünkü tüm Bodrum algımızı değiştirebileceğinden bahsetmiştim. Gerçekten de öyleymiş. Bitez‘e taşındığımdan bu yana, henüz çok az zaman geçmiş de olsa, bugüne kadar Bodrum‘dan anladığım yerde değil, bambaşka bir yerde yaşıyormuş gibi; başka bir hayata geçmiş gibi hissediyorum.

Bunda ev seçimimi yaparken bütün İstanbullu kriterlerimi bir kenara bırakmayı özellikle tercih etmiş olmamın etkisi var tabii. Bodrum’a taşındıysan hakkını vereceksin başlığı altında, “merkezi” hayat tarzımı bir kenara bırakıp, “dağ başında” diye tarif etmeyi sevdiğim bir eve çıktım mesela. Yıllarca oturduğum apartmanın kapısından çıktığım anda kendimi Bağdat Caddesi‘nde bulmaya alışmışım; Bitez Yalısı‘nda ise önüm şimdi bahar gelince sapsarı açan çiçeklerle dolan bir mini uçurum, ilerisi ağaç ağaç ağaç ve boydaaan boya deniz; arkam kocaman kocaman dağ-tepe manzarası. ☺

Bitez Yalısı
Her sabah bu manzaraya günaydın demek mesela 🙂

Evimin jeopolitik konumunu bir yana koyarsak, Bitez’in en nihayetinde tatlış bir köy olması gerçeği de var tabii. 😊 Doğma-büyüme büyük şehirliler olarak “görmemiş”i olduğumuz manzaralar, bizi yerli-yersiz hayretlere sürüklüyor. Bitez’e taşındığımdan beri, gayet normal bir şeymişçesine yoldan geçen inek kısmısıyla; veya atının üzerinde geçen biriyle karşılaştığımda (Bitez’de atla geçen insanlar var. 😳 Gerçekten var! Şaşırmakta haksız mıyım, fazla mı şehirliyim? 😳) patlattığım “Bitez’de sıradan bir gün işte!” sloganı, şu sıralar en büyük eğlencem. ☺

Horoz sesleriyle uyanılan sıradan bir sabah

Bitez’de sıradan bir günümü anlatayım. Gün doğumu izlemek konusunda takıntılı olduğum için, havanın aydınlanması için geri sayımın başladığı dolaylarda kendimi balkona atıyorum. Tek ses; bir o taraftan, bir bu taraftan yükselen horoz sesleri. Önümdeki denizdeki, hava aydınlandıkça parlayan şeker kırmızısı teknenin oyuncakvari resmi ile birleşince, kendimi bir çocuk kitabında uyanmış hissediyorum. 😇 Evin ters cephesinde ü ürü üüü sesi yerine möö sesi yazmışlar. Kapıdan çıktığım anda şu aşağıdaki arkadaşla günaydınlaşıyoruz… 😚

Bitez
Bitez’de sıradan bir günaydınlaşmaca 🙂

“Köye inmek” ve Pınarlı Caddesi diye bir cadde…

Deniz kenarında sabah yürüyüşü, kazılan sahilin engelli koşu pisti kıvamına rağmen çok huzurlu. 😝 Benim esas favorim ise, köye doğru uzanan, yanlışlıkla keşfetmiş olduğum rota. Zamanımın olduğu sabahlar, evden “köye gidiyorum” diye çıkıyorum. Köye gitmek, Bitez Yalısı dolaylarında yaşıyorsanız, sizin “merkeze inmek” anlayışınız. 😇 Bitez merkez, ilk taşındığımda, eve çok uzak görünüyordu. Uzak görünen her yere arabayla gitmeye alışmış çocuklar olduğumuz için, mesafeler hakkında gerçek tecrübelere sahip değiliz. Sonra, şu favori rotam dediğim, Pınarlı Caddesi‘ni keşfettim. Pınarlı Caddesi; caddeymiş gibi yapan, tek araba genişliğinde olan, sahilden köye doğru kıvrıla kıvrıla ilerleyen bir yol. Yaklaşık 45 dakika (bir 15 dakika da sürekli fotoğraf çekmek için durmaya yaz sen ona) süren yürüyüş yolum boyunca toplasan 1 araba-2 motor geçiyor o caddeden. Yani sakin mi sakin; yürüyüş bir yana, bisiklet için özellikle tavsiye ederim. Cadde boyunca etrafınız yemyeşille kapalı. Her yanınız mandalina-limon ağacı. Çocuk kitabı demiştim ya, masal kitabı. 💚

Pınarlı Caddesi'
Pınarlı Caddesi’nden sıradan bir yürüyüş manzarası 🙂

Bitez köy içi başlı başına bir yazı konusu. Sanırım her yaz tatilinde Bodrum’a gelmekle, Bodrum’da yaşamak arasındaki kocaman fark, köylerinde gizliymiş. Önümüzdeki günlerde bir sürü Bitez rehberleri hazırlayıp, köşe-bucak anlatmayı planlıyorum, çünkü yazacak gerçekten çok şey var. Şimdilik, madem mevzumuz ‘Bitez’de sıradan bir gün!’,  köy içindeki en tatlı konseptlerden biri olan Kadınlar Kıraathane‘sinden bahsetmeden geçmeyeyim. İsminden de anlayabileceğiniz gibi, burası Bitezli kadınlara özel bir kahve. 😻 Bildiğiniz kahve; tavla atılan, okey çevirilen; tabii bir yandan da evde taze yapılmış kek-börek getirileninden. Henüz Bitezli hatunlarımı toplayıp gün kıvamında bir çıkartma yapma şansım olmadı ama; Bitez Kadınlar Kahvesi, her önünden geçtiğimde Bodrum’un çok başka bir yer olduğunu düşündürüyor bana…

Bitez Kadınlar Kahvesi :)
Bitez Kadınlar Kahvesi 🙂

Bütüüün Bitez koyunun senin olması!

Sıradan bir günün sonunda, gelelim gün batımına.💛 Tartışmaya açmaya gerek yok; Bodrum‘un istisnasız her yerinde gün batımı bambaşka güzel. Benim kalbimi çalan şey ise, Bodrum’un kışı boyunca, bütün o cennet koyların sanki size ait olması! Gün batımı saatlerine doğru Bitez sahiline indiğinizde, yaz boyunca görmeye alıştığımız şezlong toplama trafiği ve rezerve edilmiş denize sıfır rakı masaları yerine; denizin dibine sandalyelerini çekmiş üç-beş keyif insanı görüyorsunuz sadece. Kimisi birasını yudumlayıp sakin sakin muhabbet ediyor, kimi balık tutuyor, kimi kitap okuyor. Yazın turistlerin kapıştığı o tatlı koy, bir ucundan diğer ucuna bizim oluyor.

Dükkan abimin :)
Bitez’de sıradan huzur halleri 🙂

Tatilci olduğum zamanlardan bu yana, hala, Bitez Yalısı‘nı bir ucundan diğer ucuna yürümeden edemiyorum. Taşındığımdan beri de, yürüyüşümün finalinde bir gün batımı birası patlatmak için belediyenin Bitez İskele Cafe‘sine müdavim kesildim. Bitez şu ‘zifiri karanlık’ dediğim kıvama geldiğinde herkesin orada toplanmasını çok seviyorum. Belediye kafesi denince gözünüzde ne canlanıyor bilmiyorum ama, Bodrum‘da o durum da biraz farklı aslında. Burada rakı masaları kuruluyor, maçlar izleniyor; gün batımı keyfi saat 10 civarlarına kadar uzatılıyor. 🍺

Bitez’de sıradan bir gün böyle geçiyor. Anlayacağınız Bitez’e taşındığınız gibi hayat sakinleşmeye, basitleşmeye, çok naif şeylere olur olmaz gülümsetmeye başlıyor. Bodrum Merkez‘e taşındığı gibi sevinçle “Bodrum’da kışın da hayat varmış ki!” diye haykıran, son derece etkinlik-sosyallik düşkünü bir İstanbullu bile; sessizlik-sakinlik aşığı kitleye katılıp “Bodrum’un kışı daha güzel!” diye derin bir oh çekiyor. 💙

Gökçe Devecioğlu
Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Onedio'da 'komikli' reklamlar yazıyor. Müziğe, güneşe, kitaplara ve değişime inanıyor. Kahkaha desibeli yüksek insanları seviyor. Hayatı film sanıyor.