İstanbullunun Bitez Günlüğü, Bölüm I: Şehirden İndim Yalıya!

Bir Bodrum'a Taşınma Hikayesi

Birkaç gün sonra, Bodrum’a taşınalı tam 5 ay olacak. Ve Mart’ın ilk günü itibarıyla, Bodrum’daki ikinci evime taşınmış bulunuyorum: Artık Bitez’de yaşıyorum!

Takip edenler biliyor; Ocak-Şubat dolaylarında başlayan ev arama sürecim yılan hikayesine dönmüştü. Bodrum’daki ilk evim merkezdeydi; ikinci evimi aramaya başladığımda ise çevremdekilerin verdiği iki çelişkili tavsiye vardı: Birincisi kış için Bodrum’un en ideal yerinin Merkez olduğu; ikincisi Bodrum’un hakkını vermek istiyorsam Merkez’de yaşamamam gerektiği. 😳 Hal böyle olunca, başta gönlümün efendisi Bitez olmak üzere, Ortakentler, Yalıkavaklar, Torbalar hakkında tavsiyeler-tecrübeler havalarda uçuştu. Daha önce de yazmıştım, kışın Bitez’de yaşamak hakkında çok olumlu konuşan pek yoktu. Genelde kış boyunca yağmurdan en çok etkilenen bölge olmasından, sezon dışında herdaim bozuk olan yollarından, ıssızlığından bahsediliyordu. Tüm bu hazin uyarılara rağmen, benim gönlümde Çökertme marşları bangır bangır çalıyordu. Hikayenin sonunda da olan oldu; rakı balkonuna aşık olduğum, Bitez Yalısı‘ndaki o ev tutuldu! 😇

Taşınma süreci de ev bakma süreci gibi çeşitli talihsizliklerle dolu geçtiğinden, Bitez hayatı benim için yeni başladı diyebilirim. Henüz yeterli tecrübem olmasa da, Bitez’de yaşamak hakkında ilk izlenimlerimi sıcağı sıcağına paylaşmak istedim…

Havasına, yoluna, taşına, toprağına…

Havadan sudan başlayalım. Öncelikle, Mart Bodrum’un genelde en fırtınalı geçen ayıymış, bunu taşınmadan 1 gün önce öğrenmem çok tatlı oldu. 😝 Bitez’de şu ana kadar şansım yaver gitmiş durumda; henüz yağmur-çamur vakası yaşamış değilim. (Meteorolojik uyarılara bakılırsa, önümüzdeki hafta bu konu hakkında konuşmaya bir daha beklerim 😫 ). Yine de şöyle bir anım var mesela: Bodrum merkezin de oldukça rüzgarlı olduğu duyumunu aldığım bir gece, balkonda unuttuğum portatif sandalye ve battaniyeciğimin penceremin önünden uçarak geçmesiyle uyandım! O sahne itibarıyla “haaa Bitez cidden daha rüzgarlıymış yaaa” jetonu düşmüş sayılsa da, genel olarak köpük köpük Bodrum bulutlarıyla baş başayız aslında. 😚 

Bir takım yeni ev tatlışlıkları 💙☀️ #bodrumluculuk #bodrumbulutları

Gokce Devecioglu (@gukte) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Yine çok kulak asmadığım ikinci uyarıya gelirsek; gerçekten de Bitez’i kaz kaz bitiremiyorlar! Sahil şeridi, belediye tarafından yeniden düzenleniyor. Elektrik ve su alt yapısı yenileniyor, sahil yolu genişletiliyor, tuğla döşeme çalışmaları yapılıyor, mekanların ön cepheleri  düzenleniyor. “Turizmdir, ne yapsalar yeridir” diyorsunuz ama, mevzu sahil şeridi ile işletmeler arasında kalan yürüyüş yolundan ibaret de değil. Sahile inen-çıkan her yolun, Bitez’in can damarı Bergamut Caddesi‘nin hali fenalarda. Sadece yürürken değil, arabayla geçerken de engelli koşu lezzeti yakalıyoruz. 😁 Sezon açılmadan mutlaka toparlanacaktır ama şu anki hali “Bitez’de kışın yaşanlar da var, aloo?” dedirten kıvamda…

Helloo? Kimse yok mu?

Taşındığım gece, ayağımın tozuyla sahilde şöyle bir yürüyüş yapalım dedik. Bitez Ambrosia Hotel’in Belediye kafesi tarafından (namı değer “Hidden Bitez”) başlayan yürüyüşümüz, telefon fenerlerimiz eşliğinde, korku filmi kıvamında geçti. Caminin hizasına denk düşen bölüme yaklaştıkça açık mekanlar var, ama içlerinde 2-3 kişiden fazla görmek mümkün değil. Bir başka gece bu kez yukarıdan yürüyüş yapacak olduk, yine caminin sokağa saptığımızda İstanbullu bir arkadaşımın yaptığı “BARİ CAMİNİN SOKAĞINI AYDINLATIN ALLAHSIZLAR!” çıkışı hala kulaklarımda. 😂 Anlayacağınız, Bitez Yalısı şu ara, gün batımından sonra iptal olur durumda. 😔

Bitez Yalı Düzenleme Çalışması
Harıl harıl çalışıyorlar, durduramıyoruz!

Mevzunun açık ara istisnası ise, Bitez Köftecisi isimli, aşırı retro görünümüyle önünden ilk geçtiğimden bu yana ilgimi çeken ‘meyhane’. Biraz ilerideki Bitez amcalarının tavla atarken yer yer çay, yer yer bira yudumladıkları kahve ile birleşince efsane bir ikili oluyorlar. Bitez Köftecisi’nden ‘meyhane’ diye bahsediyorum çünkü, buranın Bitez’in Mahmut Kaptan’ı olduğundan emin gibiyim.. Başta maç akşamları olmak üzere; hafta içi-hafta sonu her gece mekan full vaziyette! İlk fırsatta gidip işin sırrını paylaşacağım. Gözüme kestirdiğim bir diğer mekan da, Beybaba Meyhanesi. Harika görünüyor ama hafta içi pek kimseler uğramıyor gibi…

İstanbulluları Bitez’e alalım!

Bitez Yalı civarlarında tablo bu olunca, Bodrumluların evcilik oynama usulü sosyalleşme anlayışına ben de prim vermeye başlar oldum. “Bodrum’un bizi değiştirmesine izin vermeliyiz” demiştim ya, Bitez’e taşınınca değişen ilk şey bu oldu galiba. Neyse ki şansım yaver gitti; daha taşındığım günün ertesi sabahı, hikayemi okuduktan sonra bana mesaj atan şeker mi şeker bir hatunla buluştum. Kendisi yarışmaya Göztepe Parkı’ndan katılınca kan çekti tabii, Gravilya denen ilk görüşte aşık olduğum mekanın bahçesinde kahveler kahveleri kovaladı. ☺

Birkaç gün sonra Moda’dan transfer, muhabbetlerine doyum olmaz iki arkadaşım da Bitez’e taşındı. Bu sefer onların yemyeşilli balkonunda komşuculuk oynadık. 😊 Böylece, daha taşınalı bir hafta bile olmadan, tayfayı toplamaya başlamış sayıldık! Yakında Bodrum’a taşınan İstanbulluları Bitez’e yığmayı planlıyoruz, adına ‘örgütlenelim’ diyoruz, rakı masamızdan ‘şimdi bu ışıkları yakmayan, yolları bir türlü yapmayanlar düşünsün!’ diye yetkililere sesleniyoruz. 😜

Şaka bir yana, Bodrum’daki şu her zamanki hikaye, Merkez dışındaki bölgelerde daha da geçerli: Burada yaz-kış yaşayan, evcilik-komşuculuk oynadığı kadar dışarı çıkmayı da seven nüfus arttıkça, kış sezonunu sadece yaza hazırlık olarak gören, “turizm merkezci” şartlar da değişecek mutlaka…

Huzursa huzur arkadaş!

Daha önümde çok yol var tabii, ama şimdilik, tüm bu saydığım ilk gözlemlere rağmen Bitez’de yaşamak çok keyifli. “Huzursa huzur arkadaş!” diyerek bunu denemeye karar verdiğimde gözümde canlandırdığım her şey bir bir gerçekleşiyor. Balkona çıkınca önüm mis gibi Bitez Yalısı, muhteşem gün batımları; arkam gece ışıkları yanınca gökyüzü sandığım dağ. Demin bahsettiğim karanlık sahil yürüyüşlerinin keyifli yanı, kafayı kaldırdığınızda sayısına inanamayacağınız kadar çok yıldızın sizi karşılaması. 😍

Bitez Günbatımı
Gün batımı artık şöyle bir şey olacak…

Bitez’deki bir takım rakı balkonlarında hissiyat, gerçek hayatı biraz olsun yavaşlatmayı, sakinleştirmeyi nihayet başarmışız gibi. Bitez Yalısı’nın manzarasına uzun uzun bakacak, başka bir şey yapmadan tadını çıkaracak vaktimiz sanki varmış gibi. İstanbul’da alıştığımız şeyleri nasıl gözümüz arıyorsa; yorulduğumuz şeyler de nihayet uzak gelebiliyor yani. 😇 İstanbullu damarımız tutarsa, kaşınmaya başlarsak da; Bodrum Merkez, Bitez’e iki adım uzakta. Ha bir de burası Bitez Yalısı, bunun köşe bucak keşfedeceğim köyü var daha… ☺

Bitez Yalısı’nda ve iç dünyamızda yeniden düzenleme çalışmaları bir süre daha devam edecek. Şimdiden, ayağımın tozuyla, şuraya yazıyorum; Bitez çok güzel olacak… 💙

Gökçe Devecioğlu
Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Onedio'da 'komikli' reklamlar yazıyor. Müziğe, güneşe, kitaplara ve değişime inanıyor. Kahkaha desibeli yüksek insanları seviyor. Hayatı film sanıyor.