Kocaman Gökkuşağının Hikayesi

Bir Bodrum'a Taşınma Hikayesi
Gökçe Devecioğlu
Bodrumluculuk

Anlatacağım hikaye size “gökkuşağı gördüm”den ibaret gözükürse şimdiden affola. Bodrum’da yaşayan İstanbul çocuğunun tükenmek bilmeyen çocuksu heyecanını küçümsemeyip kulak verirseniz, belki siz de bir sabah ansızın gökkuşağının altından geçmeyi başarabilirsiniz. O anda da dilekleriniz zaten gerçek olmuş sayılır, bana öyle oldu. Ve kabul edelim, gökkuşaklarını herkes sever. ❤️

Babamla bir yılı aşkın süredir sabah yürüyüşleri yapıyoruz. Bitez sahili boyunca; Ambrosia civarlarından başlayıp, İnceburun’a kadar. Babam Bodrum’a yerleştiğinden beri gençleşti, o yürüyüşler sayesinde bir anjiyo atlattı, yakışıklılaştı. 😇 Baharda başlayıp sarı yazın sonuna kadar devam ettirdiği sabah yürüyüşlerini, 2 sezondur toplasan 3-5 kez aksattı. Ben ona her zaman ayak uyduramadım, genelde sabah çok erken saatte uyanıp çalışmaya başlarım. Yine de, şimdi düşününce, Bodrum‘la aşk tazelediğim anları hep herkesin uyuduğu sabah saatlerinde yakalamışım. 🌤️

Bunu konuştuğumuz eylül aylarında, bu sene sabah yürüyüşlerimize kışın da devam etmeye karar verdik. Malumumuz, Bitez‘in dereleri-selleri meşhur ama, ne kadar zor olabilir ki? Yaz-kış saati uygulamamızda prensibimiz, yürüyüşe gün doğumuyla başlamamız. 💛 O saatte yağmur olursa çıkmayız, ama hava yürünebilecek gibiyse bunu mutlaka yapmalıyız. 💪

Bodrum Bitez
Güne böyle sahnelerle başlamak insana nerede yaşadığını hatırlatıyor 🙂

Kocaman gökkuşağından tam da bir gün önce, yağmur hafif hafif çiselemeye başladığında, çok da heyecanlı olmayan bir ses tonuyla “acaba gökkuşağı çıkar mı ki…” diyorum. Babama mini mutsuzluk hikayemi anlatıyorum. Bodrum’da, hepimiz doğa aşığı olduğumuzdan olsa gerek, fırtınasından yağmuruna tüm doğa olaylarının birazcık abartıldığından, adeta festivalmişçesine kucaklandığından şu yazıda bahsetmiştim. ☺️ Bunlardan biri de tabii ki, plazaların arasından parladığı şehirlerde bile şefkatle kucaklanan gökkuşağı. 🌈 Bodrum’da kışlarımız hep parçalı yağmurlu-güneşli ya, her sezon birbirinden tatlı gökkuşağı anları yaşanıyor; ve ben hepsini bilgisayar başına olduğum için kaçırıyorum! ☹️ Muntazaman gökkuşaklarını Instagram’dan takip diyorum!!” diye üzülüyorum. Eğer Instagram kullanıyorsanız, konu gökkuşakları olmasa bile, sanırım bu hissi çok iyi anlarsınız. 😌

Mutluluk Terazisi Teorisi!

Bir süredir bloga neden kendi hayatımla ilgili pek bir şey yazmadığımı soruyorsunuz. İtiraf ediyorum, sebebi bu; “uyandım, çalıştım, yorgundum, hemen yattım” hikayelerimi okur musunuz bilmiyorum. ☺️ Bodrum’a yerleşeli 3 yılı geçtiyse; insan olmamızdan, doğamızdan, alışma içgüdümüzden kaynaklanan o kaçınılmaz şey oluveriyor. İnsan yeni bir yere taşınırken kendini de taşımış sayılıyor ya, cicim aylarının yılları devirmesiyle birlikte, günlük hayatındaki “yeni” kelimesi sinsice azalıyor, yeniden kendine benzemeye başlıyor. 🤔 Bir yerlerde okumuştum; insanın aynı kilosu gibi, bünyesinin normali varsayılan ortalama bir mutluluk seviyesi varmış. Bazı şeyler sizi çok mutlu ediyor, bazı dönemler mutsuz oluyorsunuz; ama terazi genelde o seviyenin etrafında gidip geliyor. Aynı bu teori gibi, sanırım insanın alışkanlıkları da bir süre sonra kişisel eğilimlerine göre benzer bir dengeye oturuyor. Böylece yazarımız işinin başına dönmüş sayılıyor! 😇

Mutluluk terazinizin fırladığı anları biriktirmeye çalıştığınız bir blogunuz olsa da, yaşadığımız hayatları Instagramlar bambaşka yansıtsa da; işin aslı, hepimizin günlük hayatı, yani zamanının çoğu kısmı çalışarak geçiyor. Hele benim gibi reklam yazarıysanız, gün boyunca havalarda uçuşan briefler ve “acil”, “asap”, “hızlıca” gibi kelimelerle kapışırken; bir de bakmışsınız mesaiyi kapatamadan havayı karartmışsınız. 🤕 İşte bu yüzden Bitez’de sabah yürüyüşlerine çıktığımız o sakin mi sakin 1 saat, benim için çoğu günün tek karı. Tam “Acaba Bodrum’da değil bilgisayar başında mı yaşıyorum?” bunalımlarına girme eğilimindeyken, ertesi gün yeniden “Burada yaşadığımız için ne kadar şanslıyız!” diye haykırma rotası. 🤗

Kocaman Gökkuşağının Hikayesi

Ertesi sabah, hava durumu yağmurlu gösterdiği halde (ve yine çok işim olduğu halde!!), henüz başlamamış olmasına güvenerek yürüyüşümüze çıkıyoruz. Yolumuzu daha yarılamamışken çiselemeye başlıyor, ve daha dün dilediğim gökkuşağı, en miniğinden-cılızından da olsa karşımıza çıkıyor! 🤗

Yağmur inceden hızlanıyor, bariz geri dönmemiz gerekiyor; ama kendimizi içinde bulduğumuz sahne o kadar güzeldi ki, hikayenin sonunda sırılsıklam olma riskini alarak devam ediyoruz. Biz ilerledikçe gökkuşağı da büyüdükçe büyüyor; son yokuşu aştığımız noktada yolumuz kesişiyor ve kocaman bir yay halinde bana gülümsüyor. 😍 Tam da çocukluğumda gökkuşağından anladığım, resim defterlerime çizdiğim gibi gözüküyor. ❤️ Hayatımda gördüğüm ilk gökkuşağı değil, ama en kocamanı olduğu kesin! O anı tarif etmem gerekse söyleyeceğim tek şey; bazı şeyler Instagram’da gördüklerimize hiç benzemiyor. 😉

gökkuşağı
Fotoğrafta yeterince belli olmamış; çok daha kocaman, gerçekten kocamandı…

Kocaman gökkuşağı, biz devam etmeye inat ettikçe bizimle beraber yürüyordu, yürümeyi bırakmazsak altından geçmemize izin vereceği kesindi. 😇

O gün, yol boyunca kaç mevsim yaşadık bilmiyorum. Önce Bodrum bulutlarının yine tablo kıvamında olduğu durgun bir hava vardı, sonra o bulutların arasından sızan güneş şov yapmaya başladı, sonra kocaman gökkuşağı Bitez‘i masal yaptı. Dönüş yolunda yeniden sakincecik bir yağmur başladı, biz eve varmak üzereyken bulutlar iyice kararmıştı. 😌 Sanki küçük bir açık hava şovuna katılmıştık; sanki Bodrum 1 saat içinde o hafta kaçırdığım her şeyi telafi etmeye çalışmıştı. 😇

gökkuşağı
Kadraja sığmayan gökkuşağı yapmışlar!

Kocaman gökkuşağının bana gülümsediği günden sonra, bir daha sabah yürüyüşlerimi hiç bırakmayacağıma kendi kendime söz verdim. Gökkuşağının altından geçmeyi başarabilir miyiz bilmiyorum ama, kendimize günde 1 saat mutluluk mesaisi ayırabileceğimizi biliyorum. 😇 İşimiz çok olsa da, imkanımız pek olmasa da, şu sıralar teraziler ortalamanın altında seyrediyor olsa da.

Günlük rutininizde nerede yaşıyor olursanız olun, yaşamak için arada bir oradan çıkın derim. Instagram‘da gördüğünüz gökkuşağının arkasındaki hikayeyi bu yüzden anlatmak istedim.

Ve yürümeye devam edin. Belki sizin de karşınıza kocaman bir gökkuşağı çıkıp, aslında mutlu olmaya ne kadar yetenekli olduğunuzu hatırlatır. 🌈

İşin aslı, gökkuşaklarını herkes tam da bu yüzden sever. ❤️

Gökçe Devecioğlu
Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Onedio'da 'komikli' reklamlar yazıyor. Müziğe, güneşe, kitaplara ve değişime inanıyor. Kahkaha desibeli yüksek insanları seviyor. Hayatı film sanıyor.