İstanbullunun Bodrumlu Olmakla İmtihanı

Bodrum'a Yerleşme Rehberi

Bodrumlular İstanbulluları sevmez derler 🙂 Aslında mevzu İstanbulluların günün birinde Bodrum’a taşınmak istemesi kadar klişe. İstanbullu turisttir, cıstak müzik çaldırandır, lahmacun-şampanya yapıp 550 TL saçandır, ne koparsan kardır. Hobi olarak kornaya basandır, trafiğini gittiği yere götürendir, kavga çıkarandır. İstanbullu, “Ekim gelse sezon kapansa da gitseler” diye gün saydırandır!

Yetmezmiş gibi, bunun bir de gitmeyen türü vardır: Bodrum’a taşınan İstanbullu.

Bodrum’a taşınmadan önceki son tatilimde, sevdiğim her mekana “kışın da açık mısınız?” diye sorup duyuyordum. Muhabbet ilerledikçe -ve sanırım beni biraz sevdikçe- esnaf abiler “aslında buraya sizin gibi genç nüfus taşındıkça yaz-kış açık olan yerler de artıyor ve daha da artacak” diyor. Eskiden Bodrum’a taşınan İstanbullu profili “emekli”den ibaret tabii. Hala, örneğin Gümüşlük’e taşınmak istediğimi söylediğimde, “sadece emekliler ve sanatçılar var” cevabı geçerli. En sık yapılan uyarılardan biri buralarda insansızlıktan, hareketsizlikten, sıkıntıdan delirebileceğiniz şeklinde.

Ekim'de Gümüşlük
Ekim’de Gümüşlük

Ve bu daha ilk uyarı! Bodrum’a taşınmayı planladığınızı söylediğiniz anda, önünüze bu işin sandığınız kadar kolay olmadığını, Bodrum’un kışının tatilde yaşadığınız ortama zerre benzemediğini anlatan kocaman bir liste yığıyorlar.

Bodrum’da kışın ıssız adam mı oluruz?

Bodrum’a taşındığımı ilk kez yazdığımda, bir sürü “darısı başımıza” yorumunun yanı sıra, mesaj kutum “biz de taşınmayı düşünüyoruz”, “ama şöyle şöyle diyorlar” ve “kimse yok, sıkılır mıyım, yalnızlıktan kafayı mı yerim diyordum ki sen taşındın”, “hadi sen başlatmış ol biz de gaza gelelim”lerle doldu.

Öncelikle bu kadar adamın, hele ki bizim profilimizde olan bu kadar adamın buraya taşınmayı ciddi ciddi düşünüyor oluşunun hevesleri üçer beşer katladığını söylemem lazım 🙂 Henüz çok erken biliyorum ama hepsine şimdiden “tereddüt edecek bir şey yok”, ilerledikçe boy verip “su çok güzel gelsene” demek istiyorum…

Bodrum’a taşınınca ıssız ve insansız mı kalırız sorusunun cevabı; hiç de kalmazsınız!

Öncelikle burada yeni insanlarla tanışmanın, kaynaşmanın, masaları birleştirmenin İstanbul’daki “hiç boş yerimiz kalmadı” hayatlarımıza göre çok daha kolay olduğunu söylemem lazım.

Bodrum’a taşınmamızı kutlamak üzere Arka’da pizza-şarap yaptığımız akşam, bize “Yeni taşınan İstanbulluları buluşturan bir platform filan mı var?” diye sordular. İçimizden “coming soon” dedik. Masada şimdiden 11 kişi oluvermiştik.

Birkaç gün sonra hafta sonu geldiğinde ise, özellikle marina tarafındaki mekanların rezervasyonunuz yoksa açıkta kalacağınız kadar full olmasının şaşkınlığındaydık. Her yer Ekim’in sonunda değilmişiz de sezonun ortasındaymışız gibi cıvıl cıvıl, tıklım tıklımdı.

Siz buna Bodrum demişsiniz ama bu bildiğin İstanbul?

E ne farkı kaldı İstanbul’dan diyorsanız, farkın sizin yaşam tarzı tercihiniz olduğunu söyleyerek içinizi rahatlatabilirim. Nasıl ki Bodrum’da yaşayacağınız yeri seçerken Bodrum’dan ne beklediğiniz önemliyse; tercih ettiğiniz sürece en sessiz, huzurlu ve bol yıldızlı geceler hep menüde. Ben kendi adıma hareketten, sosyallikten, hafta içi dışarı çıkmalardan ve uzun rakı masalarından beslenen biri olduğum için Bodrum’daki ilk evimi merkezde, hatta merkezin de merkezinde; Marina’nın tam göbeğinde tuttum. Bağdat Caddesi’nden Bodrum’a yumuşak bir geçiş yapmaya çalışıyorum. Bodrum’a birlikte taşındığım yakın arkadaşım ise evini Karaincir’de tuttu. Onun tercih ettiği şey sessizlik ve bahçe oldu 🙂

Yaşam tarzı demişken, taşınmaya geri sayım dolaylarında sık sık duyduğum bir soru da “İstanbul’dan taşınıyorsan neden Bodrum’a taşınıyorsun ki?” oldu, “Taşınacaksan Datça’ya Kaş’a filan taşın”.

Gerçekten de Bodrum Merkez, canınız isterse, İstanbul’a fazla benzeyebiliyor. İstanbul’da AVM insanıysanız, bu çirkin kültürü Bodrum’da da yaşatmayı başarırsınız. Aradığınız mağazaların tamamını da, sevdiğiniz restoranın şubesini de rahatlıkla bulacaksınız. Hal böyleyken Bodrumluların “İstanbullular gelip burayı İstanbul’a çevirecekler” kaygısını anlamakta zorlanıyorum. “Bodrum İstanbul olmuş” çok çok eksik bir tanım ama, Bodrum’un içinde bir İstanbul zaten var aslında. Arayana…

İşin enteresan yanı, ama tersini arıyorsanız, Bodrum yine de doğru yarımada 🙂

Sıradaki şarkı da İstanbulluları “sevmeyen” Bodrumlulara…

En iyi Bodrumluların bildiği gibi, buraya taşınan plaza tipi İstanbullu bir süre sonra doğal seleksiyona uğruyor. Bodrumlu tabiriyle yapamıyor, başaramıyor ve İstanbul’a dönüyor. Çünkü burada sadece ıssızlık ve insansızlık değil; İstanbulluların aşina olmadığı üç gün yağmur yağınca duran hayatlar, sel ve hortum tehlikesi uyarıları, bazen günlerce süren elektrik kesintileri, klimalarla ufoyla ısınmaya çalışılan doğal gazsız evler, kışın ortasında alınan buz gibi duşlar, lodoslar, rutubetler, hamam böcekleri ve yakarcalar var. Sağ çıkar mıyız, başarır mıyız bilmiyorum ama, bir masa dolusu İstanbullu bunlara rağmen burada toplandıysak bir sebebi var mutlaka. 🙂

İstanbul’daki kocaman, hareketli, yanar dönerli, bol arkadaşlı hayatını bırakıp, daha 40 bile olmadan Bodrum’a yerleşen gençlerin kafası da ruhu da sizinkiyle aynı. Anlamak için İstanbul’daki yaşam tarzı tercihlerine, geçen yıl AVM’lere adım atma sayılarına bakmanız yeterli. Örneğin bizim kutlama masamızda, İstanbul’da yaşamak için Bağdat Caddesi ve dolaylarını seçmiş insanlar Bodrum’da bir araya gelmişti. Kalamışlı, Şaşkınbakkallı, Caddebostanlı, Suadiyeli… Tesadüf mü şimdi?

havasina suyuna 💙

A photo posted by Gokce Devecioglu (@gukte) on

Suadiye’deki favori burgercimiz -yine tesadüfen- Bodrumluydu…
Şimdi Suadiyelicilik nostaljisi olsun diye Bodrum’daki şubesine gidiyoruz 🙂

Bodrum’a yerleşmek istiyorsanız, zaten çok zamandır İstanbullu değil Bodrumlu hissediyorsanız ayağınızı korkak alıştırmayın, gelin. Masamız uzun, yerimiz var, muhabbetimiz güzel. Beraber selde mahsur kalırız, kornaya basanlara “İstanbulludur” diye kızarız, elektrik kesilince bi’ büyük açarız. Canımız isteyince emekli hayatı, canımız isteyince İstanbullu hayatı yaşarız 🙂

Gökçe Devecioğlu

Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Onedio’da ‘komikli’ reklamlar yazıyor. Müziğe, güneşe, kitaplara ve değişime inanıyor. Kahkaha desibeli yüksek insanları seviyor. Hayatı film sanıyor.