Bodrum’da Yaşayıp Bodrum’u Özlemek

Bir Bodrum'a Taşınma Hikayesi

Artık Bodrum’da yaşayan biri olarak geçirdiğim ikinci yaz, eylül ayının gelmesiyle, resmi kaynaklara göre sona ermiş sayılıyor. 😌 Son bir Bodrum tatili yapıp büyükşehre dönen tatilcilerdeki hüznün bir başka versiyonu bizim tarafta da var. İlk yaz gazıyla o koydan bu tekne turuna koştuğum geçen yazın aksine; bu kez yazdan da, Bodrum’dan da hiçbir şey anlamadım desem yeridir! 😳 İnsan “yazlık” olarak tanımlanan bir yerde, bir turizm beldesinde yaşayınca tam tersinin olacağını; deniz-kum-güneşe ve bitmeyen tatil hissine doyacağını sanıyor. Aslında olaylar pek de öyle gelişmiyor…

Bir “turizm beldesi”nde yaşamak…

Öncelikle, sizi “yazlık” olarak bilinen bir yerde yaşamanın kimselerin pek bahsetmediği yüzüyle tanıştırayım. Yaşadığınız yer, mevsimleri yaz ve kış olarak ikiye ayırarak, bambaşka iki yere dönüşüyor. Yazın yaşadığınız Bodrum’la, kışın yaşadığımız Bodrum birbirinden çok başka; çok başka uçlarda.

Sezonun gelmiş bulunduğunu idrak ettiğimiz zamandan, hani o ilk misafirin düştüğü andan itibaren; yaz-kış Bodrum’da yaşayanlar olarak inceden dağılmaya başlıyoruz. Bodrum’a her hafta sonu mutlaka büyükşehrimizden, eski hayatımızdan birkaç arkadaşımız gelmiş oluyor; günlerimiz onların her birine ve tatilci temposuna yetişmeye çalışmakla geçiyor. Bir kısmımızsa (nice bayram tatilleri devirmiş olup, dersini almış olan kıdemli Bodrumlular) onların uçağının Bodrum’a inmesine kalmadan çoktan kaçmış oluyorlar! 😋 Anlayacağınız, kışın omuz omuza olduğumuz ahalide herkes bir yana dağılıyor; sezonun hızına kapılmak zorunda kaldığımız bir maraton başlıyor. 🚀

Bodrum’da yaşayan masum şehirli
Sezon gelince biz

Kışlık-yazlık ayrımı sadece sosyal hayatımıza değil, çevremizdeki her detaya damgasını vuruyor. Önce yazlık mekanlar birer birer açılıyor, sahillerimize şezlonglar atılıyor. Turizm beldesi olmak aynı zamanda bir gece ansızın değişen menüler, fırlayan fiyatlar demek. 😕 Her gün selamlaştığımız, hal hatır soruştuğumuz esnaf dostlarımıza tanımadığımız sezonluk yüzlerin eklenmesi demek. Her zamanki masanıza oturabilmek için şimdi rezervasyon yaptırmanız gerekmesi demek. Kış boyunca arabanızı bıraktığınız sokakta adeta üst üste bırakılmış arabalarla karşılaşıp, Bodrum’da yaşayan biri olarak o fahiş otopark parasını vermeyi gurur meselesi yapmanız demek. Müzik listelerine Angara’nın Bağları eklenmesi demek. 😣 Sabahlara kadar yüksek volümde maksimum dağıtmayı “tatil” bilen ahaliye kızamasanız bile, parti bittiğinde evi sizin toplayacağınızı bilmek demek. Kış boyunca yaza ne kadar hevesle geri saymış olursanız olun, beş dakikada kendi Bodrumunuzu özler hale gelmek demek! 😌

Eylüle geri sayanlar kulübü

Kendi adıma, nasıl mümkün olabildi bilmiyorum ama, Bodrum’daki ikinci yazımın daha başlarında Bodrum’un kışını özlemeye başladım. Bodrum’da yaşayan hemen hemen tüm arkadaşlarımdan da muntazaman “Şu sezonu bir atlatalım da”, “Eylül gelsin de dükkan bizim” cümlelerini duyduğuma göre yalnız olmadığımı biliyorum. 😇 Bodrum’da yaşıyorsunuz, aslında esas yaz boyunca dükkan sizin olmalı; ama turizm sektörümüzde öyle bir telaş, evinizin önündeki mütevazı koyda öyle bir kalabalık, üstüne bu yaz hayatımıza eklenen bir deprem gündemi var ki; ister istemez kabuğunuza çekiliyorsunuz, Bodrum’un sezon hallerinden köşe bucak kaçıyorsunuz. 😳

“Bayramda Bodrum’da durulmaz” sloganları arasındaki sayılı hafta su gibi geçiyor; siz daha denize taş çatlasa haftada bir girmişken, Gündoğan’a yolunuz bir kez bile düşmemişken, Gümüşlük’te bir yaz rakısı bile patlatamamışken birileri çıkıp yazın bittiğini söylüyor! 😱

yine sarı yazı bekleriz

Resmi kaynaklar yaz bitti diyor; Bodrum’da yaşayanlar gizli gizli gün saydıkları eylülün gelmesiyle sezonu en baştan açıyor. 😇 Eylül ve ekim, birçok sebepten dolayı Bodrum’un en aşık olunası ayları. 💛 Bunaltıcı sıcaklar bitiyor, okulların açılmasıyla beraber etraftaki kalabalık azalıyor; Bodrum’un havası-suyu da huyu da tam kıvama geliyor. Benim gibi yazdan hiçbir şey anlamadığına yanan herkes, şu sıralar Bodrum özleminin acısını çıkarmaya hazırlanıyor! 🤗

“Gittiler mi?”

“Bayramda Bodrum’da durulmaz”mış ya, ben de yılın son ve upuzun resmi tatilinin tamamını, sevgili komşumuz Kos’ta geçiriyorum. Biz Kos’tan döndüğümüzde bayram çılgınlığı geçip gitmiş olacak, tatil sezonu neredeyse kapanmış olacak, beni Bodrum’un en sevdiğim hali bekliyor olacak. 🙏 İçimde hem şu Bodrum bildiğim Bodrum’a, hem de nihayet sıranın bana gelmiş sayılacağı Bodrum tatili hayallerime kavuşacak olmanın heyecanı var. 😍

Gel gör ki, daha feribottan inip eve dönmeye çalışırken faka basıyorum: GİTMEMİŞLER! 😳 Turizmci dostlarımız sezon kötü geçti, her yer bomboş ağlayışlarını sürdüredursun; biz sivillere Bodrum’un eylül başındaki hali bile fena halde kalabalık geliyor. Kesin bilgi: İnsan Bodrum’da yaşayınca, Bodrum’un yazına adapte olamaz hale geliyor! 😋

Sonra, geçtiğimiz cuma akşamı, kışın en sevdiğimiz ritüellerimizden olan Kule’de happy hour ruhunu yeniden canlandırmaya karar veriyoruz. 🍻 Kışlık arkadaşlarımızla karşılaşıp masaları birleştirince, “karşılaşabilmeye başladık, kış geliyor” diye seviniyoruz. “Gitmemişler” şaşkınlıklarımızı kapıştırıyoruz; bütün yaz Bodrum’da nöbet tutmuş bir arkadaşımız “bu gitmiş halleri” diyor. 😂 Beni biliyorsunuz; Bodrum’da gelen-gidenle hiçbir alıp vermediğim yok, tatilci ruhuna da Bodrum’un kıpır kıpır haline de bayılıyorum. Ama tüm bu geyiklerin ortasında bir yerde, tam da Bodrum’da ikinci yazımın ardından, Bodrum’un kışını yazından daha çok sevenler kervanına en önden katıldığımı fark ediyorum. 😌

Etrafta kimseciklerin olmadığı gün doğumu saatlerinde Bitez böyle bir yer

Kalan sağlar turizmin olsun; ben şu sıra, bir süre Bodrum’dan hiçbir yere kıpırdamamaya kararlı, Bitez’le hasret gidermeye çalışıyorum. Beş dakikada bir “Bodrum’u çok özlemişim” diyorum, hala da özlüyorum. 😌

Az kaldı. Çok yakında Bodrum’u “turizm beldesi”nden ibaret görüp Yunan adalarıyla kapıştıran, tereddüt etmeden yerden yere vuran şu köşe yazıları bitecek (turist sayısına kısıtlama getirilmesini talep eden Santorini ahalisine selam olsun 💪), yerine “yaza veda” yazıları gelecek. Biz yine varilleri yakıp “kışa merhaba” partileri yapacağız. 🔥

Çok yakında yine müdavimi olduğumuz meyhanelerde hep tanıdık yüzler göreceğiz; birbirimize “yaz nasıl geçti?” diye soracağız. Yine deniz kenarında 3-5 kişi olacağız; sadece dalga ve sayfa çevirme sesleri duyacağız. 🙏

Biz bize kalacağız. Az kaldı. Ha gayret. 😊

buralar hep huzur

A post shared by Bodrumluculuk.com (@bodrumluculuk) on

“Biz” dediğim zaman iç çeken, şu an büyükşehirlerde Bodrum’u özleyen hüzünlü tatilcilere özel not: Biraz da bahsettiğimiz Bodrum’u keşfetmek isterseniz, arada bir kış misafirliğine de bekleriz. 😊

Gökçe Devecioğlu

Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Onedio’da ‘komikli’ reklamlar yazıyor. Müziğe, güneşe, kitaplara ve değişime inanıyor. Kahkaha desibeli yüksek insanları seviyor. Hayatı film sanıyor.