Bodrum’un Bodrumlulaşmamış Yanı: Mazı

Bodrum Rehberi

Bu yazıyı size, tüm Bodrum plajlarının tıklım tıklım olduğu, en sevdiğim mekanların bile “Aşk Bodrum’da yaşanıyor güzelim” isteklerini reddetmez hale geldiği, “Bodrum’da durulmaz” diyen Bodrumluları daha sık anımsadığım ve hatta anladığım bir bayram tatilinin ardından yazıyorum. 😋

Bayram planı olarak, uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü gidemediğim Bodrum diyarlarını keşfetmeye karar verdiğimi, ve listenin başını Mazı‘nın çektiğini belki hatırlarsınız. Bunca zaman gidemediğim Mazı, aslında Bodrum‘a sadece 1 saat mesafede. Ve aşığı o kadar çok ki, kime “nereye gitmek lazım?” desem listenin başını çekiyor. Mazı’nın bu gizli popülerliğinin sırrı, “Bodrumlulaşmamış” olmasından kaynaklanıyor.

Bayram itibarıyla Bodrum, Bodrumlulaşmanın sınırlarını zorladığına göre, artık yollara düşmenin zamanı geliyor…

Mazı Turu Öncesi

Mini turumuzdan önce, önemli gördüğüm birkaç şeyi not düşeyim. Mazı’yı herkes tavsiye ediyor ama, tavsiyeler hep biraz sınırlı; internetteki kaynaklar da öyle. Okudukça, araştırdıkça içinde kayboluyor; kayboldukça kıdemli Bodrumlulara “Mazı için kaç gün gerekir?” diye sormaya başlıyorum. Rahat rahat “1 günde hepsini gezersiniz canım” diyorlar. 👉 GEZEMEDİK. 😳 Çünkü Mazı dediğimiz yerde az-buz değil, tam 8 koy var. Biz bu koylardan 5 tanesine uğramayı başardık; geri kalan 3 tanesini bayram trafiğini atlatacağımız zamana bıraktık. Hepsini şöyle bir göreyim derseniz ve ilk koya sabahın erken saatlerinde ulaşabilirseniz tamam; ama hepsinde biraz takılmak, denizin tadını çıkarmak isterim derseniz (ki demelisiniz); tecrübemiz sonucu size en az 2 gün diyeceğiz. ✌️

Sabah demişken, erken saatlerde Mazı’da olmak başka bir açıdan da önemli. Mazı, öğlen saatlerine kadar sakin mi sakin olan, ama güneşin tepeye çıktığı saatlerden itibaren dalgalanan bir denize sahip. Akşamüstü saatlerinde dalgalar biraz durulur diye anlatıyorlar, ama bazen.

Yol durumuna gelince… İlk gün Pınarlıbelen üzerinden gitmeyi seçtik; Bodrum‘daki bayram havasına rağmen yol bomboş, yemyeşil, nefis bir rota. 💚 Daha hızlı bir diğer yol ise Mumcular‘dan geçiyor. Bu noktada yollarımızın biraz virajlı olduğunu not düşmekte fayda var. Mazı’nın daha az popüler, ama bana kalırsa en güzel koylarına giden yollar ise oldukça bozuk. Nitekim bu durum, Bodrum’da keşfettiğim en cennet koyların ortak sırrı. ☺️ Arabanıza güvenmiyorsanız risk almamanızda; tüm koyları Hurma Koyu‘ndan kalkan teknelerle gezmenizde fayda var. Risk alıp hemen şimdi arabanıza atlayacaksanız, çoğu koyda tesis olmadığı için, araç buzdolabınızı doldurmayı unutmayınız. 🍺

Hazırsak, hızlandırılmış Mazı turumuza başlıyoruz. ⛵️

Mazı koyları
Mazı koyları

Hurma Koyu

Hurma Koyu, “Mazı” derken genellikle kastedilen koyların ilki; adeta “merkez” gibi. Hemen ardından genelde İnceyalı ve Çakıllıyalı (Çakıl Koyu veya Taşlıyalı olarak da geçiyor) geliyor. Bunlar Mazı’da tatlı restoranlar, oteller, şezlonglu plajlar bulabileceğiniz; yine de Bodrum’dan çok “küçük sahil kasabası” tadı yakalayabileceğiniz koylar.

Terastan Hurma Koyu manzarası

İlk durağımız olan Hurma Koyu‘na geçtiğimiz gibi kendimizi KayaBaşı Restoran‘a attık. Tavsiye ederim; plajında da takılabilirsiniz, terasından manzaranın tadını da çıkarabilirsiniz. Mazı Restaurant ve Kale Restaurant da internette tavsiye edilen diğer tesisler arasında, aklınızda olsun.

Bizim Hurma Koyu seferimizde; yeme-içme faslı derken öğlen saatlerine kaldığımız için deniz fazlasıyla dalgalandı, bayram dezavantajıyla halk plajı kalabalığı kıvamı burada da yüzünü göstermeye başladı. Açıkçası, sanırım biraz da zamanlama hatası nedeniyle, Hurma Koyu kişisel Mazı beklentilerimin altında kaldı. 😕

İnceyalı Koyu

İnceyalı Koyu, plajında yayılmak için en çok tercih edilen koy. Denizi yine bana çok hitap etmese de, İnceyalı Koyu’nu çok bilinen diğer koylara kıyasla çok daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim. Bunda buradaki durağımız olan Yakamoz‘un da etkisi var; plajı, restoranı, içeride tavla oynayan gençleri ile gerçekten küçük sakin yazlık belde hissini yaşatmayı başardı. 💚

İnceyalı Sahili
İnceyalı Sahili. Bayrama rağmen sakincecik.
Yakamoz penceresi
Yakamoz penceresi
Neresi kaldı eski yazlıklardan...
Neresi kaldı eski yazlıklardan!

Çakıllıyalı

Çakıllıyalı, adı üzerinde, taşlı bir sahil şeridine sahip. Buradaki durağımız Çiçek Restoran oldu; yine son derece mütevazı bir yer. Mazı’daki ilk günümüzün gün batımını burada karşıladık, tavsiye ederim. 😍 Fotoğraflarda da görülebileceği gibi Mazı hep biraz dalgalı.

Tatlı taşlar toplayabilirsiniz mesela.
Tatlı taşlar toplayabilirsiniz mesela.
Çakıllıyalı gün batımı
Çakıllıyalı gün batımı

Ilgın Koyu

Ilgın Koyu, bayram tatilindeki Mazı çıkartmamızda en fazla keyif aldığım koy oldu. ❤️ Öncelikle, buraya arabayla ulaşmanın, yazının başında da bahsettiğim gibi hiç kolay olmadığını söylemem lazım. Tam olarak da bunun avantajıyla, koyda toplasan 5 kişiyiz. 😳 Tesis filan yok, arabanızla sahile kadar iniyorsunuz, kamp sandalyelerinizi ve içeceklerinizi alıp, diğer 3 koyda karşınıza çıkmayan sessizliğin ve muhteşem manzaranın keyfini çıkarıyorsunuz. 😇

Ilgın Koyu kapalı bir koy olduğu için rüzgarı daha az, denizi çok daha az dalgalı, berrak, harikalar harikası. Ilgın ve Sedef koylarının özelliklerinden biri, dipten karışan soğuk ve tatlı sulara sahip olmalarıymış. Siz de soğuk denizleri ve adeta size ait olan koyları sevenlerdenseniz, 3 en çok bilinen koyumuzdan sonra Ilgın Koyu‘nun size de ilaç gibi geleceğinden emin olabilirsiniz. 💙

Ilgın Koyu
Ilgın Koyu
Loca gibi loca!
Loca gibi loca!

Kisebükü

Mazı koylarının tamamını tek seferde göremeyeceğimizi anlayınca, rotamızı Kisebükü Koyu‘na çevirdik; çünkü zevkine-rengine çok güvendiğim, bu blog sayesinde tanıştığım bir arkadaşımın özel tavsiyesiydi. Benim size özel tavsiyem ise, Kisebükü’ne sezon dışı zamanlarda veya hafta içi giderek tadını hakkıyla çıkarmanız olacak…

Hamam, sarnıç, kilise gibi kalıntıların da bulunduğu Kisebükü Koyu, tekne gezilerinin favorilerindenmiş. Karadan ulaşım ise yine çok zor, bu kez yol sadece bozuk değil, aynı zamanda çok virajlı. Koyu tepeden gördüğünüz noktaya ulaştığınızda ise gördüğünüz manzara ise hepsine değecek kadar kalp atışı hızlandırıcı! 💙

Biri gizli cennet mi demişti?
Biri gizli cennet mi demişti?
Gizli sarnıç
Gizli sarnıç
Koyun bizi karşıladığı an
Koyun bizi karşıladığı an

Bol maceralı bir yolculuktan sonra koya vardığımızda, karşılaştığımız deniz ve doğa muhteşem olsa da, bayramcı kalabalığı gerçekten büyük hayalkırıklığı. Anladığım kadarıyla burası özellikle yerlisinin günübilirlik deniz çıkartmaları için tercih ettiği koy. Bizim için gürültü, etrafa saçılmış çöpler ve “kalıntı”lara asılan mayo-havlular can sıkıcı olsa da, Kisebükü tenha olduğu zamanlarda nasıl bir cennet potansiyeline sahip olduğunu ilk bakışta belli ediyor aslında.

Ve fakat deniz muh-te-şem!
Ve fakat deniz muh-te-şem…
İnsansız alandan çekilmeye kasılmış fotoğraflar biriktirdim.
İnsansız alandan çekilmeye kasılmış fotoğraflar biriktirdim!

Tüm olumsuz bayram koşullarına rağmen Kisebükü‘ne doyamadık; sonra Mazı hakkında bayramda şansımızı daha fazla zorlamamaya karar verip, rotamızı Çökertme‘ye çevirmiş sayıldık.

Dönüşte yol üstünde göreceğiniz şu 👇 tatlı gözlemeciye uğradık; onlarla Mazı ve Bodrum muhabbetine daldık. Kisebükü Koyu‘na otel yapılacağını öğrenip efkarlandık; teselliyi elimize tutuşturdukları köy yumurtaları, zeytinyağı ve hemen arkamızdaki dağdan toplanmış adaçayında bulmaya çalıştık. 😍 Şeytan Deresi‘ni göremediğimizi söylediğimizde “bizim oralar, mutlaka görün, çok güzeldir” cevabını aldık; bir sonraki Mazı seferimizi eylül dolaylarında gerçekleştirme kararına vardık.

gerçek gözleme
Deniz üstüne gözleme ve köy ayranı nefis geldi!

İlk Mazı çıkartmamdan size çıkarabileceğim genel sonuç; dokusunun, doğasının, köylüsünün güleryüzünün kesinlikle görülmeye değer olduğu şeklinde. Denizinin ve bayram kalabalığının bizde yarattığı hayal kırıklığı ise, yazının başında da dediğim gibi, sadece zamanlama hatası belki de.

İzlenimleri bir kenara koyup hislenimlerime gelirsek… “Bodrumlulaşmak” olumsuz bir fiil olarak kullanılıyor biliyorum ama; “Bayramda Bodrum’da kalıp, Bodrum’dan kaçmak” başlığı altında geçirdiğim 2 günün sonunda resmen Bodrum’u özlediğimi itiraf etmeliyim galiba. 😳

Gözlemecideki amcanın dediği gibi; “Bitez çok güzel ama!” 💚

Gökçe Devecioğlu
Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Onedio'da 'komikli' reklamlar yazıyor. Müziğe, güneşe, kitaplara ve değişime inanıyor. Kahkaha desibeli yüksek insanları seviyor. Hayatı film sanıyor.