Deve Güreşi, Rakı-Mangal, Davul Zurna…

Bodrum Rehberi

Deve Güreşi Festivalleri, Ege bölgesi için önemli bir hafta sonu eğlencesiymiş. Kış aylarında başlayıp; şehir şehir, köy köy Ege’yi saran bu festival ruhu hakkında, ortalama bir turistten fazla genel kültürüm yoktu. Açıkçası ilgim de yoktu. Ama hep diyorum ya; yeni bir yere taşınmanın büyülü yanı, insanın orada yaşamanın hakkını vermek için büyük bir içtenlikle çabalaması. Madem ki Deve Güreşi Festivali Bodrum için anlam ve önemi olan bir gelenek, görmeden geçmeyelim diyoruz ve köye inmiş masum şehirliler olarak bu sefer de kendimizi Kızılağaç’taki Bodrum Deve Güreşi Arenası’nda buluyoruz! 😊

 🐫 Bu film çekilirken ve bu yazı yazılırken hiçbir deve zarar görmemiştir.🐫

Sürreal bir ortam!

Alana vardığımızda saat sabahın 10’u ve Bodrum’da ilk kez bu kadar çok arabayı, bu kadar çok insanı bir arada görüyorum. Alana giriş yaptığımızda gerçek bir panayır ortamıyla karşılaşıyoruz. Giriş boyunca sıralanmış tezgahlar, yarım ekmekçiler, sucukçular, pamuk şeker ve baloncular; yaşlılar, gençler, çoluk çocuk… Ve insan nüfusuyla kapışacak kadar çok DEVE! Deve deyip geçmeyin, bunlar bu zamana kadar denk geldiğiniz develere benzemiyorlar. O kadar büyükler ve onları o kadar yakından görüyorsunuz ki, ortam bu kadar panayır olmasa kendinizi bir bilim kurgu filminde hissedeceksiniz. 👽 Her birinin birbirinden kokoş olması da cabası; rengarenk süsleriyle içinizi renklendiriyorlar! 💜

Deve Güreşi

Deve Güreşi

Deve Güreşi

 Bir takım tatlışlıklar

Böyle bir giriş yaptığımız Deve güreşi Festivali nasıl bir ortam derseniz, kullanacağım kelime kesinlikle “sürreal” olacak. Hemen bir gece öncesine dönelim. Hanende meyhanesinde rakı içmişiz; deve güreşlerini soruyoruz. “Mutlaka gidin” diyorlar, “giderken de mangalınızı götürün.” Çok anlamıyoruz, çok da sorgulamıyoruz, mangal filan da götürmüyoruz… Ve alana girdiğimiz anda neden bahsettiklerini anlıyoruz! 😳 Arenanın seyircilerin boylu boyunca yerleştiği iki tepesi boyunca, istisnasız herkesin önünde birer mangal, masa; evden getirilmiş mezeler-etler ve rakı var. Ufak kamyonetlerin üzerine loca usulü kurulmuş naçizane çilingir sofraları, domates doğrayan teyzeler ve etleri çeviren dedeler. Rakı, rakı, rakı…

Sabah sabah kim bilir kaçıncı dublesine geçen bunca insanı görünce yaşadığım dumur az sonra beşe katlanacak. Festivali başlatmak için önce dua, sonra 1 dakikalık saygı duruşu, sonra da İstiklal Marşı’nın okunacağı açılış ritüelinin anonsu yapılıyor. Ve yüzlerce insan, rakı masasında, önlerinde rakı, ellerini açıp dua etmeye başlıyor!!! Çoğu inançlı insanın sert tepki göstereceğini çok iyi bildiğim bu sahne, benim için ise Bodrum’a geldiğimden beri şahit olduğum en unutulmaz sahneler listesine 1 numaradan giriş yapıyor. 😇

Deve Güreşi
Rağkibin sahada!

İstiklal Marşı’nın ardından bir kez daha rakılar tokuşturuluyor ve deve güreşleri başlıyor. Öncelikle şunu söyleyeyim, develerimiz çok kıymetli. Maddi olarak değerleri ve ciddi itibar unsuru olmalarını bir yana bırakıyorum; güreşler boyunca “aman kıllarına zarar gelmesin” yaklaşımındaki anonsların sonu gelmiyor. Anonsun birinde bir arabanın plakası okunuyor ve “develerden biri ön camınızı patlattı, isterseniz aracınızın başına gidip bir bakın” çağrısı gayet normal karşılanıyor. 😝

Deve güreşi çok eğlenceli bir “spor” değil, ama develer rakiplerinden korkup insanların üzerine doğru kaçınca yaşanan panik biraz eğlenceli oluyor. Zaten anladığım kadarıyla burada kimse olayın güreşinde değil; herkes cıvıl cıvıl bayram havasında, mangalında, meyhane muhabbetinde. ❤ Her köşe başında bir davul zurna, yer yer fasıl heyeti var. “Vur patlasın çal oynasın” bir Pazar günü için, deve güreşi sadece bir araç.

Köye inmiş şehirli için ise kesinlikle ufuk açan, farklı bir tecrübe. 😍 Deve Güreşi Festivali’nin sonuna kadar kalmıyoruz, ama bu derece yerel, rakı ve müzik dolu, sürreal bir ortama şahit olduğumuz için musmutluyuz…

“Deve Güreşi Festivali’ne Giderken Yanıma Neler Almalıyım?”

“Mutlaka görün” bayrağını size devrederken, bizim tecrübesizliğimize düşmemeniz ve geçireceğiniz pazardan maksimum keyif almanız için yazımızı ufacık rehberimizle sonlandırıyoruz…

🐪 Portatif sandalyelerinizi mutlaka götürün.
🐪 Deve Güreşi sofrası kurup ortamın tadına bakmak istiyorsanız buna masanızı ve yiyeceklerinizi ekleyin. Mezelere ek olarak; imkanınız varsa mangal ve bol bol et. Festival alanının dumanı tütüyor, keyfi belli ki öyle çıkıyor.
🐪 Yok mangalla filan uğraşamam derseniz aç kalmazsınız, bol bol yarım ekmekçi var. Alternatif olarak bir de “VIP” “restoran” mevcut. Bol bol tırnak içine alıyorum çünkü söz konusu “meyhane”, hazır plastik masalardan ve tabak-çatal gibi lükslerden ibaret. ☺
🐪 Fotoğraf makinenizi-kameranızı mutlaka alın. Fotoğraf çekmelere doyamayacağınız için telefonunuzun pili bitecek!
🐪 Arabayla gittiyseniz çok dikkat. Park yeri mevzusu kalabalık nedeniyle çığırından çıkıyor, arabalar neredeyse üst üste park ediyor. “Otopark” sandığımız yerden çıkmayı başarmamız 1 saatimizi aldı. Tatlış devenin birinin camınızı patlatma riski de cabası. 😊

Gökçe Devecioğlu
Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Onedio'da 'komikli' reklamlar yazıyor. Müziğe, güneşe, kitaplara ve değişime inanıyor. Kahkaha desibeli yüksek insanları seviyor. Hayatı film sanıyor.